Can sıkıntısı, bilemiyorum kongrede kim başkan olur ama şimdiden transfer listesini vereyim bende, çalışsınlar. Önce hoca konusu. Aykut Kocaman'ı güzel analım hep ama hoca olmayacak belli sonuç ne olursa olsun. Hoca adayım Tuchel. yardımcı olarak Osmanlının hocası İrfan Buz ve sezon sonu Stutgart'daki durumu ne olur ve ayrıca gelirmi bilmem ama Tayfun Korkut. Galiba Avrupa piyasasına hakim yeni bir Terraneo bulmak lazım.
Önce gönderilecekler:Para veren olursa öncelikli satmak yoksa bir şekilde elden çıkarmak şart hepsini.
Kameni, Isla, İsmail Köybaşı, Neto, Skertel, Aatıf, N.Dirar, Her ne kadar taraftar sevsede Guilano, Roman N., J.De Souza, Valbuena, Fernandao, Janssen.
Galiba Soldado haricinde herkesi gönderdim. Onunda fizik durumu pek iyi değil ama yedek forvet olarak kalabilir.
Kalacaklar:
Atsan atılmıyor satsan satılmıyor. Bırakana kadar Volkan diyorum ben. Tabi çok kimsede önce Volkan'ı siler ama daha iyisini bulursan tabi.
Volkan, H.Ali(yedek olarak), Şener(yedek olarak), Ozan Tufan(Alman disiplini ile fayda alınabileceğini düşünüyorum), Elif Elmas, Oğuz Kaan, Alper Potuk, Mehmet Topal(Yedek olarak lütfen),Mehmet Ekici, Soldado(yedek olarak), Salih'e son bir şans. Haricindeki 20 yaşını geçmiş tüm altyapı oyuncularını kiralık yada satılık göndermek ve yeni bir jenerasyon aramak gerekli. Bu seneki kadroya bakıyorum hiç yerli stoper yok. Mecbur kalınca M.Topal'a sarılmışız. Alttan gelenlere biraz güvenmeliyiz galiba.
ve yeni transferler:aklıma geldikçe ekleyeceğim. Ama prensip olarak sağ ve sol bek illa yabancı ve mümkünse orta yapabilen Brezilyalı. Stoperler sert ve kuzeyli. Göbeğe Josefin daha sert, çabuk ve pas atabileni bir Brezilyalı, forvete de sağlam, hızlı ve golcü yine mümkünse Brezilyalı. Maceraya gerek yok, Brezilyalıdan şaşmamak lazım. Bakınız 10 sene önceki Fenerbahçe, Shaktar, Portekiz takımlarız vs. Ha bu arada eskiden Almancının iyilerini biz bulup getirirdik. Bu konuda bir adım geride kaldık galiba. Yetenekli genç Almancılara bakmak da takıma katkı sağlar.
4 Mart 2018 Pazar
.
23 Aralık tarihinde aşağıdaki Aykut KOCAMAN'ı çok seviyorum AMA... yazısını yazmışım. haftalar geçmiş, hayırlı puan kaybı olmuş gerçekten ve takım öyle yada böyle, tüm rakip ve engel olan bütün etmenlere karşı mücadele vermiş, toparlanmış tepeyle puan farkını kapatmış, kupada avantajı kapmış. Fakat puan farkı kapanmasına rağmen oynanan top taraftarı pek de memnun etmemiş. İyi yada kötü bu esnada Allah'ı var Aykut hocadan başka kimseyi görmedim açıkcası medyada takımın hakkını savunan. Başkan sağolsın kongre telaşında, yönetimin geri kalanı dalgasında. Saha dışı olumsuzluklara karşı mücadelesinde Aykut hocaya kızmak mümkün mü? Değil elbet ama saha dışı olduğu kadar saha içine de müdahele etse harika olacak, hele ki bugünkü sonuçtan sonra. Tamam herkesi dinledin Valbuena'yı oynattın. Ona rağmen ritim bulamadın gölü yedin. Çömez Okan seni bir değil kaç defa tongaya getirmiş yine akıllanmadın. Geçen sene aynı, bu sene aynı terane. Yutmayın arkadaş aynı zokayı artık. Tamam hakemde kötü. buz gibi golü vermedi, pen6yı çalmadı, adamı atmadı felan felan. Sadece bu maçta olmuyor ki bunlar. Her maç oluyor, artık buna bi reaksiyon verelim ve sende artık bunun olması için biraz değiş. Adı uzun yazamayacağım Roman mıdır nedir. Adam stoper değil.Gazeteci gibi her maçtan sonra güzel analiz ediyorsun. Bireysel hata yaptık, öyle yaptık, böyle yaptık. Evet adam stoper değilim diye bağırıyor her maç hata ve sonucunda gol. Volkan'dan kaleyi alsın diye getirdiniz adam maşallah beni bile artıyor kalede. Ozan'ı şutladın eyvallah ama artık şu göbekte bi vazgeç Topal-J.DeSouza'dan. Yedin iki golü anında yap iki değişiklik bi silkele takımı. Ne bileyim yap bişeyler. Benim gibi maçı kenarda izleme. Bilemiyorum totem mi yapıyorsun, gaipten bi haber mi bekliyorsun ama lütfen bişiler yap ki kalan haftalarda toparla gidişatı. Yoksa artık Konya-İstanbul seferi fırsatı bir defa daha gelmez ayağına.
23 Aralık 2017 Cumartesi
Aykut KOCAMAN'ı çok seviyorum AMA...
En son yazıyı yazdığım gün Aykut KOCAMAN
çıkıp bugün gelinen noktada sorumlu benim ve gereğini yapacağım demişti ve
toplantıyı bitirmişti. Herkes istifa haberini bekleye dursun Aykut hoca istifa
etmediği gibi gerçekten de bir şeyleri değiştirmiş olmalıydı ki 5 haftada 5
galibiyet ve diğer takımların sonuçları da eklenince ligin tepesine doğru yol
alınmıştı. Sahada ki oyun tatmin edici miydi? Belki değildi. Yapılan yanlış
kadro tercihleri veya mecburi kadro değişiklikleri, yanlışı doğru yaptı ve bence
tek olumlu olan istek ve mücadelenin karşılığı olan sonuçlar alındı. Sizde
diyeceksiniz ki sonuçlar iyi iken ortada yoksunda, hep kötü sonuçlarda ortaya
çıkıyorsun. Evet, çünkü çok iyi bir Fenerbahçe'li olan ve daha önemlisi adam
gibi adam olan Aykut KOCAMAN'ı çok seviyorum, yıpranmasını, Camianın
da bu adamı kaybetmesini istemiyorum. Biliyorum ki bundan sonraki ilk sallantıda,
ülkenin spor camiasının da katkılarıyla bu değerli adam kenara çekilecek ve
meydan malum adamlara kalacak. Ama kedisinin de katkısıyla böyle bir ileri iki
geri, şöyle böyle oyun vs. Yanlış takım planlaması, transfer politikaları ve
taktik tercihleriyle takımın oyumu hep bir iniş çıkışlar yaşayacak ve bu da kendi durumunun hep sallantıda olmasına sebep olacak. Durumun böyle olmasında da en önemli etken kendi kararları olacak.
Ve saha dışı olaylarda ve hatta saha içi
hakem ve rakip çirkeflikleri gibi konularda haklı olduğu halde diğer camiaların
görevlileri gibi bağırıp çağırmayacak, hakaret etmeyecek, kimseye sataşmayacak.
Ama dün olduğu gibi, bugün olduğu gibi ve gelecekte de olacağı gibi teknik ve
taktik konularda ki inatları ve çok güvendiği oyuncuların bireysel hataları da
eklenince puan kayıpları yaşanacak. Tüm bunlar üst üste konunca yıpranacak. Dışarıdan
kimsenin bir şey yapmasına gerek kalmaksızın yapıyor olacak bunları ve dört
gözle başarısızlık bekleyenleri sevindirmiş olacak. Bir sonraki hafta daha fazla gayret
harcaması gerekecek ve kendisini de daha fazla yıpratacak. Hâlbuki en makul
olanı yapsa ki birazcık bu meretten anlayan herkesin söyleyebileceği şeylerdir
bunlar, takımın genlerinde olan coşku ve
birliktelik ile kimse karşısında duramayacak ve sonuçlar kendiliğinden gelecektir
zaten. Ülkede zaten futbola ait bütün kurumlar bu takımın karşısında,
kendisinin yapmış olduğu bu teknik hatalar işini iyice zorlaştırıyor.
Gelelim maça. Sezon
başında Vardar maçlarında Ahmethan konusunda yaptığı hata gibi hata yaptı ki aynı hatayı geçmiş yıllarda da defalarca kez yaptı ve bugün belki takımda oynayabilecek
birçok oyuncu kayboldu gitti. Evet, Oğuz çok yetenekli, evet takım formda
ve bir şekilde sonuç gelir ve Oğuz'da takıma iyice ısınır düşüncesiyle 11'e
koydu ama sonuç düşündüğü gibi olmadı. Yani yanlış ilk 11 tercihi. Buna ek
olarak rakip ve hakem faktörü. Rakibi en iyisi kendisi biliyordu çünkü kendi
kurduğu bir takımdı. Garantici, maçı sinir harbine çekebilecek bir takımdı ve Fırat
Aydınus’un da yardımlarıyla ilk yarı neredeyse maç oynanmadı. Dünya kadar
anlamsız düdük, penaltı tartışmalarını saymıyorum bile, üstüne yanlış 11'den
dolayı ritim bulamama. Artık uzun bir süre ilk 11 göremez herhalde Oğuz. Hele
devre arasında transfer yapılırsa birde hiç şansı kalmaz. Sezon sonu bir alt
lige kirala, orada da oynatmasınlar sonra kayboldu gitti. Kaybedilen bir puanda
önemli ama telafi edilebilir. Ama bu anlayış ile o kaybedilen iki puanda aranır
sezon sonunda ve yetenekli oyuncular hiçbir zaman takıma giremez Fenerbahçe'de.
Bu arada Aykut hocaya kızmadan
başlamadan söylenecek o kadar çok şe var ki. Geçen haftaki hakem sağ olsun
bütün savunma hattını aynı anda cezalı duruma düşürdü neredeyse abuk sabuk
pozisyonlarda ki maçtan sonra hiç bir yönetici çıkıp bir şey söylemedi. Ancak gel
gelelim Aykut hocanın bugün yaptıklarına. Hadi Topal stoper oynamak istemiyor
Josef'i çektin stopere. Gencecik çocuğu niye harcarsın. Alper iyileşmiş. Koy
Topal'ın yanına ki daha önce orada oynamışlığı var ve çirkef rakiplerle
mücadele edebilir. Valbuena çok formda, oynatmasan kaybedeceksin eyvallah 11'e
koyuyorsun ama niye forvetsiz çıkıyorsun. Tamam deplasmandasın, önde pırpır
adamları koşturmayı düşünüyorsun ama sende Fenerbahçe'sin be kardeşim. Sıyrıl
artık ve küçük takım yönetme psikolojisinden. İçeride, dışarıda nerede
oynadığın ne fark eder, sen Fenerbahçe'sin. Önce sen dalacaksın ve atacaksın o
golü ve golleri. Sezon başı yaptın bi hata, İkinci RVP vakası, aldın Soldado'yu
adam 90 dakikayı çıkaramıyor belli güvenemiyorsun ama kupa maçında gördün
iyileşmiş adam. Koysana 11'e Fernandao'yu. Onu da devre arası satmaya
çalışıyorsun burada kurtarıcı rolü veriyorsun. Son beş dakikada maçı kurtarmak
için oyuna alıyorsun hücum etmeye çalışıyorsun. Madem bu yeteneği var bu
takımın bunu maçın başında yap ve maça müdahale etme ihtiyacı bile hissetme bu
sakatlık ve cezalıların çok olduğu dönemde. Ama işler istenilen gibi gitmeyince
ilk yarı sonunda sana tepki koyamayacak olan tek futbolcu Oğuz’u çıkarıyorsun tamam
ama niye Erman Toroğlu'nu haklı çıkarırcasına bütün takımın düzeniyle oynuyorsun.
Isla oraya, josef buraya, felan. Tamam, hocalığını konuştur, taktik değişiklik
yap ama oyuncuların yapabileceklerini de göz önüne alıp anlamlı değişiklikler
yap. Isla'dan stoper olursa, bende yarında futbola başlayacağım. Dirar sağbek
oynayabiliyor madem niye maça öyle başlamıyorsun? Ki Isla’nın orta saha
oynamışlığı var. Bu arada bu Dirar’da nasıl bir adam anlamadım gitti. Bek mi,
kanat mı, yetenekli mi, değil mi? Hoca
güveniyor belli ama bir tacı atmayı beceremiyor adam. Nihayetinde sezon
başından beridir olan şey tekrar etti. Bireysel hatadan gol geldi. Ve maçı
çevirmek için kıvranıp duruyorsun. Bu arada, golde Allah'tan Volkan'ın hatası
yoktu, sonra medyadaki haberleri düşünemiyorum bile.
Neyse her zaman dediğim gibi umarın
hayırlı bir puan kaybı olur ve buradan bir ders çıkartır hoca ve ben hiç yazmak
durumunda kalmamJ
4 Kasım 2017 Cumartesi
Bugünkü Sonuç ve Transfer
5 Kasım 2017 itibariyle 2017-2018 sezonu henüz 11. haftası tamamlanmamış maçlar olmasına rağmen Fenerbahçe futbol takımı 4 galibiyet, 5 beraberlik ve 2 yenilgi ile 6. sırada ve rakipleri kazanırsa dahada aşağılara doğru yol alacak. 21 gol atmış, 16 gol yemiş, ayrıntılı istatistiklere bakmıyorum bile. Sonuçta sahada sıkıcı ve taraftarı hasta eden oyun var. Herkes bu sonuçları zaten biliyor ama sinirim geçsin diye malumun gazeteciliğini yapıyorum. İç sahada 2 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi, dış sahada ise 2 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 yenilgi. bejekeyi yenmişsin, gese ile deplasmanda beraber kalmışsın, ancak yılların fener klasiği hep alt sıra takımlarına puan kaybetmişsin. Üstelik bu sene bu alışkanlığa iç sahada puan kaybetmeyide eklemişsin.
Bugünlere nasıl gelindi her taraftarın fikri var ve hepsine saygım var, kendilerince de sonuna kadar haklılar. İdari, teknik vesaire kulüp içi sorunlar. Yetmezmiş gibi lobi becerememe sonucu kulüp dışı faktörlerde eklenince kaçınılmaz son:başarısızlık. Her şey geliyor teknik ekip ve oyunculara yıkılıyor. Belki zincirin son halkaları ama maalesef ülkemizde spor mantalitesi gereği hesabı hep onlar ödemek durumunda kalıyorlar. Çünkü sahada güzel oyun ve sonuç yok. Yönetim konusuna girmeyeceğim. Çetrefilli ve taraftar olarak yapacak bir şey yok.
Sezon başında; Giulano Zenit'e 7m€, Soldado Villreal'e 5m€, Dirar Monaco'ya 3,6m€, Valbuena Lyon'a 1,5m€ ödenerek, Kameni, M.Ekici ve Isla(elden 1m€ ödendiği söyleniyor) Bonservissiz transfer edilmiş. Neto ve Jansen kiralık, üstelik jansen için 2,5 m€ kiralık bedel ödenmiş. Eljif Elmas, altyapıdan çıkanlar ve kiralık dan dönenleri saymıyorum. Para lazım olduğu için Kjaer 12,50m€'ya Sevilla'ya, Emenike 2,5 m€'ya (1,5 unu fenerin verdiği söylenir) Olimpiakos'a, van der Wiel 1m€'ya Cagliari'ye, Stoch 1m€'ya Slavia Prag'a, Hakan Çinemre 360bin€'ya Göztepe'ye satılmış. Harcanan ve kazanılan paralar kafa kafaya. Tabi birde teknik ekip konusu var. Malum eski hoca gitmiş ve mayısta açıklanacağı söylenen hoca konusu var. O konuya geleceğim.
Bende taraftar olarak mutlu olmak için zamanı geri saracağım ve adına fantazi futbol mu dersiniz, menejerlik oyunumu dersiniz bir kaç durum ortaya koyacağım. Yanlışı hayal edersem sonuç bugünkünden daha kötü olur muydu diyeceğim kendi kendime. Tabi geçmiş senelerdeki transfer başarısızlıklarına sayfalar yetmez. 7m€'luk Giulano yerine Recep Niyaz'ı geri getirsek, çakma RVP Soldado ve Jasen'i almayıp, yerlerine Ahmethan Köse ile devam etsek, Dirar yerine ona verilen para ile takıma cuk oturmuş Lens'i alsak, Isla yerine Antep'ten serbest kalmış Barış Yardımcı'yı alsak (üstelik fener altyapısından çıkmış), Neto yerine Hakan Çinemre ile devam etsek veya Bursa'nın aldığı Titi'yi alsak, hadi para lazım Kjaer, Emenike'yi, gazetelere göre sözde talipleri olan Josef de Souza, Roman N. ve Ozan'ı satsak ve yerlerine atıyorum Kasımpaşa'dan Castro veya altyapıdan gençler ile felan devam etsek. Hasan Ali ile devam etmesek, Valbuena'yı almasak.....Başlarına da sokaktaki diploması bile olmayan bir taraftarı hoca olarak koysak acaba Fenerbahçe forması ile maçlara çıkacak bu takım kaç puan alırdı.Fenerbahçe'nin forması ilk beşte olur. Kimin oynadığının önemi bile yok. Tabi yukarıda yaptığım takım çapsız ve o takımla hedef şampiyonluk olmaz. Ancak geleceğin takımı vs. hedeflenirdi. Ama Fenerbahçe'nin hedefi gelecek senelerin takımını oluşturmak değil her şartta şampiyonlukdur.
Hoca konusu bambaşka. Futbol oynatma prensipleri belli olan ve bunun da büyük takımlara uymadığı aşikar olan Aykut Kocaman yanlış tercih idi ve buda ortaya çıktı. Konya ile aldığı kupadan sonra varsa eğer bir fener lobisi milli takım için dillendirilmeliydi adı ki Fenerbahçe camiası içinden çıkıp mili takım yöneten hiç bir spor adamı yok uzun zamandan beridir. Ersun Yanal dışında pek bir örneği de yok Türk bir hoca ile Fenerin coştuğunun. Futbolda da medyanın da haber amaçlı dillendirdiği gibi en azından bir Obradoviç modeli olmasa da, kendini kanıtlamış yabancı en doğru tercih olurdu iyimser bir tablo için. Tabi yeni bir Terraneo ve Perreria modeli de olmamalıdır bu model. Atıyorum geçen sezon sonunda Dortmund'dan ayrılan Tuchel fena durmazdı. Heyecanlı, alttan yukarı doğru gelmiş hep. Şampiyonluk hedefleyen takım çalıştırmış, büyük takım camiası görmüş genç bir hoca. Yanına mutlaka bizim ligi bilen birisi de şart. Yoksa adam burayı tanıyana kadar ilk devre bitiyor. Hoş burayı bilenlerin yaptığı da ortada. Bugün bizden puan alan İrfan Buz ve Tuncay Şanlı olabilirdi zannımca. Değişik senaryolar var. Var ama bu arada İngiltere ligi gibi liglerde çalışmayı hedefleyen bu hocaları ikna edecek vizyonda yönetici lazım en başta. Yabancı transferi için de ille isimli ve pahalı olması gerekmez, mümkünse hepsi aynı ligden (benim tercihim sert ve mücadeleci olduğu için İtalya ligi) ve Brezilyalı oyuncu tercihim olurdu. Geçmiş yıllardaki Fenerbahçe ve bizim ligin muadili Ukrayna'dan Shaktar örneklerinde olduğu gibi. Ve yine mümkünse Portekizli de olmasın yeni transferler. Ve yine mümkünse yerli transfer yapılmasın eğer adam çok üst düzey değil ise. Boşuna Anadolu takımları zengin ediliyor durmadan. Onların yerine altyapıdakilere verilecek şans ile her sene bir adam girse takıma yeterli. Sonuçta bu prensiplerle kurulacak takım, bizim gibi sadece sertlik ve mücadele, oynatmama üzerine taktiklerle yönetilen takımlarla dolu kalitesiz bir ligde, iyi çalıştırılma ile fark yaratır diye düşünüyorum.
Bugünlere nasıl gelindi her taraftarın fikri var ve hepsine saygım var, kendilerince de sonuna kadar haklılar. İdari, teknik vesaire kulüp içi sorunlar. Yetmezmiş gibi lobi becerememe sonucu kulüp dışı faktörlerde eklenince kaçınılmaz son:başarısızlık. Her şey geliyor teknik ekip ve oyunculara yıkılıyor. Belki zincirin son halkaları ama maalesef ülkemizde spor mantalitesi gereği hesabı hep onlar ödemek durumunda kalıyorlar. Çünkü sahada güzel oyun ve sonuç yok. Yönetim konusuna girmeyeceğim. Çetrefilli ve taraftar olarak yapacak bir şey yok.
Sezon başında; Giulano Zenit'e 7m€, Soldado Villreal'e 5m€, Dirar Monaco'ya 3,6m€, Valbuena Lyon'a 1,5m€ ödenerek, Kameni, M.Ekici ve Isla(elden 1m€ ödendiği söyleniyor) Bonservissiz transfer edilmiş. Neto ve Jansen kiralık, üstelik jansen için 2,5 m€ kiralık bedel ödenmiş. Eljif Elmas, altyapıdan çıkanlar ve kiralık dan dönenleri saymıyorum. Para lazım olduğu için Kjaer 12,50m€'ya Sevilla'ya, Emenike 2,5 m€'ya (1,5 unu fenerin verdiği söylenir) Olimpiakos'a, van der Wiel 1m€'ya Cagliari'ye, Stoch 1m€'ya Slavia Prag'a, Hakan Çinemre 360bin€'ya Göztepe'ye satılmış. Harcanan ve kazanılan paralar kafa kafaya. Tabi birde teknik ekip konusu var. Malum eski hoca gitmiş ve mayısta açıklanacağı söylenen hoca konusu var. O konuya geleceğim.
Bende taraftar olarak mutlu olmak için zamanı geri saracağım ve adına fantazi futbol mu dersiniz, menejerlik oyunumu dersiniz bir kaç durum ortaya koyacağım. Yanlışı hayal edersem sonuç bugünkünden daha kötü olur muydu diyeceğim kendi kendime. Tabi geçmiş senelerdeki transfer başarısızlıklarına sayfalar yetmez. 7m€'luk Giulano yerine Recep Niyaz'ı geri getirsek, çakma RVP Soldado ve Jasen'i almayıp, yerlerine Ahmethan Köse ile devam etsek, Dirar yerine ona verilen para ile takıma cuk oturmuş Lens'i alsak, Isla yerine Antep'ten serbest kalmış Barış Yardımcı'yı alsak (üstelik fener altyapısından çıkmış), Neto yerine Hakan Çinemre ile devam etsek veya Bursa'nın aldığı Titi'yi alsak, hadi para lazım Kjaer, Emenike'yi, gazetelere göre sözde talipleri olan Josef de Souza, Roman N. ve Ozan'ı satsak ve yerlerine atıyorum Kasımpaşa'dan Castro veya altyapıdan gençler ile felan devam etsek. Hasan Ali ile devam etmesek, Valbuena'yı almasak.....Başlarına da sokaktaki diploması bile olmayan bir taraftarı hoca olarak koysak acaba Fenerbahçe forması ile maçlara çıkacak bu takım kaç puan alırdı.Fenerbahçe'nin forması ilk beşte olur. Kimin oynadığının önemi bile yok. Tabi yukarıda yaptığım takım çapsız ve o takımla hedef şampiyonluk olmaz. Ancak geleceğin takımı vs. hedeflenirdi. Ama Fenerbahçe'nin hedefi gelecek senelerin takımını oluşturmak değil her şartta şampiyonlukdur.
Hoca konusu bambaşka. Futbol oynatma prensipleri belli olan ve bunun da büyük takımlara uymadığı aşikar olan Aykut Kocaman yanlış tercih idi ve buda ortaya çıktı. Konya ile aldığı kupadan sonra varsa eğer bir fener lobisi milli takım için dillendirilmeliydi adı ki Fenerbahçe camiası içinden çıkıp mili takım yöneten hiç bir spor adamı yok uzun zamandan beridir. Ersun Yanal dışında pek bir örneği de yok Türk bir hoca ile Fenerin coştuğunun. Futbolda da medyanın da haber amaçlı dillendirdiği gibi en azından bir Obradoviç modeli olmasa da, kendini kanıtlamış yabancı en doğru tercih olurdu iyimser bir tablo için. Tabi yeni bir Terraneo ve Perreria modeli de olmamalıdır bu model. Atıyorum geçen sezon sonunda Dortmund'dan ayrılan Tuchel fena durmazdı. Heyecanlı, alttan yukarı doğru gelmiş hep. Şampiyonluk hedefleyen takım çalıştırmış, büyük takım camiası görmüş genç bir hoca. Yanına mutlaka bizim ligi bilen birisi de şart. Yoksa adam burayı tanıyana kadar ilk devre bitiyor. Hoş burayı bilenlerin yaptığı da ortada. Bugün bizden puan alan İrfan Buz ve Tuncay Şanlı olabilirdi zannımca. Değişik senaryolar var. Var ama bu arada İngiltere ligi gibi liglerde çalışmayı hedefleyen bu hocaları ikna edecek vizyonda yönetici lazım en başta. Yabancı transferi için de ille isimli ve pahalı olması gerekmez, mümkünse hepsi aynı ligden (benim tercihim sert ve mücadeleci olduğu için İtalya ligi) ve Brezilyalı oyuncu tercihim olurdu. Geçmiş yıllardaki Fenerbahçe ve bizim ligin muadili Ukrayna'dan Shaktar örneklerinde olduğu gibi. Ve yine mümkünse Portekizli de olmasın yeni transferler. Ve yine mümkünse yerli transfer yapılmasın eğer adam çok üst düzey değil ise. Boşuna Anadolu takımları zengin ediliyor durmadan. Onların yerine altyapıdakilere verilecek şans ile her sene bir adam girse takıma yeterli. Sonuçta bu prensiplerle kurulacak takım, bizim gibi sadece sertlik ve mücadele, oynatmama üzerine taktiklerle yönetilen takımlarla dolu kalitesiz bir ligde, iyi çalıştırılma ile fark yaratır diye düşünüyorum.
27 Aralık 2012 Perşembe
tweet cevap
@trtbasintribunu emre b.'ne görüntü ile ceza verilirken kimse demiyor ki hakme raporuna yazmamış. ama emre hakaret ediyor bilmem ne.diyordu herkes.emre hatalıydı.niye fbde oynuyordu.belliki ilk rapor değişmiş ve türükürük olarak düzeltilmiş.niye hiç gündeme getirmiyorsunuz.gs zarar gördüğü zaman kimse ama hakem de iyi birisi bırakmasın demedi.ali aydın hakemliği bıraktı, bünyamin gezer hakemliği bıraktı.niye tartışmıyorsunuz.hassas duyarlı gazeteciler olarak.güya tarafsızsınız.iş fener olunca haklı olsa bile ama var mutlaka.işinize gelince görüntüler öyle diyor.işinize gelince hakem raporu.hakem derhal istifa etmeli ve özür dilemelidir.etmesede kendisi bilir.bu durundan fener zarar görmez.ama ülkemiz adına kötü reklam olur sadece.hani diyorsunuzya kamu yararına yayın yapıyoruz diye.aklıma takılıyor niye hep fenere vuracak adamları yayınca çıkartıyorsunuz.ordu başkanı belliki fanatik gsli.adama gs yöneticilerinden önce yayında.bari gsli yöneticileri çıkarın onun yerine.
20 Eylül 2011 Salı
yapmayın.
yediğin gol ofsayt, attığın nizami gol ofsayt diye verilmez.ama yapmayın be hocam.niye son ana kadar beklersin?niye kurtarıcı diye alternatifin varken orhanı alırsın.daha bir sürü teknik detay.ama elin oğlu acımaz ve gözünün yaşına bakmaz.üç günde bir maç yaptırır, diğerlerini dinlendirirken.bunlara fırsat bırakma kardeşim.
eee fener kaybedince doğal yorumlar başlayacak fenerin iyiliğini isteyenler için.şimdiden duyuyorum.on kişi manisa puanı hak etti.daha geçen hafta kırmızı görmesi gereken melo gs'n in en iyi adamı olup maçı koparan golü atarken, dünkü bjk maçında rakipsizliğe rağmen tersine verilen hakem kararları topu anakragücü kalesi önünde tuttu.ama yorumculara bakarsan ooo gs, bjk süper.ama bide hakem karalarını beğenmiyoruz.fenerli federasyon bide fenere kıyak yapmıştı.seyircsiz oynayacakken seyircili olmuştu.21 saat önce twitterda
shadowturk
melonun kafasını görmeyen hakem manisa maçına atanmış.korkuyorum açıkcası.
21 hours ago
demişim.maalesef ancak tekrar söylüyorum bunlara fırsat bırakmamak gerekir.
DÜZLETME:tekrarları izleyince manisanın gölünün ofsayt olmadığı anlaşıldı ama yine bir penaltının güme gittiği farkedildi.bravo hakemlere.
30 Ağustos 2011 Salı
derdi ne acaba?
basını hergün düzenli takip etmeye çalışırım.tabi spor sitelerinide düzenli okurum.uzun uzadıya anlatmayacağım.anlamadığım bir şeyi belirteceğim, bir fikri olan var ise?kendisini tanımam etmem.kimdir, nedir?misyonu nedir bilmem.anladığım kadarıyla gs taraftarı ama guya tarafsız ve doğrulardan yana.kim mi? milliyet gazetesinde adı ters köşe olan köşede yazan ercan güven.kendisi hergün fener yazmaktan ve yerden yere vurmaktan, imalı yazılar yazmaktan bıkmadı.vardır bir amacı tabiki:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)